Emsallerine faiktir

Kasım 09, 2015

Maçka Parkındaki II. Abdülhamit Çeşmesi


Maçka’da Maden Fakültesi’nin karşısındaki parkın ucunda zor fark edilen bir çeşme var. Suyu filan da akmıyor,  eski tabirle “muattal”. Çocukluğumda sanki daha göz önündeydi. Şimdilerde etrafındaki çalılar, ağaçlar büyüdü, trafik arttı,  kayboldu gitti iyice.  İşte bu yitik ve mutsuz nesne II. Abdülhamit tarafından Raimondo  d’Aronco’ya  Tophane’deki Nusretiye Camii önünde dikilmek üzere ısmarlanmış   II. Abdülhamit Meydan Çeşmesi. Şeyh Zafir tekkesinin girişinde ana yapı  ile aynı üslupta tasarlanmış oldukça ufak çeşme sayılmazsa, D’Aronco’nun bilinen iki çeşmesinde biri. 
Raimondo D'Aronco | II. Abdülhamit Çeşmesi 1901 | 2015
 
II. Abdülhamit Çeşmesi 1901 |İlk Yerinde |  40'lar
1901’deki  açılış (evet, “ecdat” da böyle şeyler açıyor) sırasında çekilmiş  fotoğraftaki   insanların yüzündeki ciddiyet ve gururdan,  Osmanlı  ilk siklotron veya planetaryumu avluya konduruyor sanılabilir. Caminin  önünde 1957’ye kadar sessizce durup çeşmeliğini yaparken, Tophane-Dolmabahçe  aksındaki   yol genişletme çalışmaları sonucu  yol üzerindeki benzerleri gibi sökülüp, [1] Maçka Parkına yeniden kurulmuş.
II. Abdülhamit Çeşmesi 1901 |
Suluboya ve Karakalem | D'Aronco 1896
 
II. Abdülhamit Çeşmesi 1901 |Açılış Günü?

İki kademeli  ve çok geniş saçaklı  çatının  üstteki  kademesi  orijinal çizimde bir parça farklı  ve  sanki daha oranlı. Kurşun kaplı çatıda bitiş elemanı da daha uzun, daha olması gerektiği gibi.  Bu alt kısmı hafifçe topuzlu  dikme, çeşmeyi orijinal yerinde  gösteren fotoğrafta da dikkati çekiyor. Her taşınmada başa gelen kırıp dökme sevimsizliği burada da olmuş anlaşılan. Ayrıca suluboya desende ve açılışa ait (siklotron)  fotoğrafta net olarak seçilen  saçak tavanındaki  rokoko kalem işleri de artık yok. Ancak, bu kalem işleri çeşmenin açılışından çok kısa bir süre sonra taburcu olmuşa benziyor. Döneme ait  renklendirilmiş bir kartpostalda saçak yüzeyi dışarıya doğru bırakılmış genişçe bir bandın gerisinde boş.
II. Abdülhamit Çeşmesi 1901 |Saçak tavanına dikkat
Oldukça dar bir  prizma olan kütlenin köşelerine  üstteki alınlığı taşıyor(mış gibi yapan)  zarif sütunlar oturtulmuş. Sütunların alınlıkları, uçları köşelere tutturulmuş, boşlukta duran kumaş girlandları ve püsküllerden oluşuyor! Sırf bu son derece ilginç ve zarif numara için bile gidip bakmaya değer. Sütun boyunlarındaki pirinç bilezikler ve altındaki  (sanki papirüs veya lotus demetlerine  gönderme yapıyor diyesim var ya, bilemedim şimdi) kısa volütlerle çok güzel. Sütunların üzerindeki alınlık  dört yüzünde çeşme kitabesinin birer beyitini taşıyor.
II. Abdülhamit Çeşmesi 1901 |
Kolon Detay | 2015
 Merak edene; Ab-ı şirinin içip “bir”le dedim tarihini,  “Eyledi bu çeşmeyi bünyat Han Abdülhamit” 1319.  
Dar yüzlere sadece kitabe oturtulmuş. Geniş cephede ise kitabenin  iki yanında  hafif, usturuplu  bir bezeme var. Alınlığın dar yüzündeki bu sadelik aşağıda da devam edip,  iki yanda muslukları olmayan   güzel birer kurna ile son buluyor.  
Kurna demişken; Çeşmenin, arka yüzündeki kurna kırık ve  işenmekten kararmış bir halde açık hava tuvaleti olarak kentin/kentlinin hizmetinde. Bu yüzdeki ayna da yerinde değil. Dört yüzlü bir meydan çeşmesinin her yüzü kullanıldığına göre,  kim bilir hangi tarihte sökülüp götürülmüş. Belki taşınırken arka yüze monte etmeye üşenmişlerdir… Berbatlık yani.  
Ön yüz  musluğunun olmayışı dışında (zaten su filan akmıyor, ne gerek var) oldukça sağlam ve iyi korunmuş görünüyor. Mimarımız çeşmenin aynasını yukarıya kadar devam ettirmeyip, hoş bir akılla üst bölümünü zarif metal bir parmaklık ile bitirmiş. Bu numara  uzun ve dar kapalı yüzeyi parçalayıp hafifletiyor. İlk gün fotoğrafına bakılınca, orta parçanın, madalyonun da bir tarihte sökülüp "taburcu" edildiği anlaşılıyor.  Çeşmeden bahseden kitaplarda “art nouveau akımın güzel bir örneğidir” deniyorsa da çok art nouveau vurgulu değil bence (en azından geriye kalan).  Daha çok, “aman aynanın işleri  tantuna gelmesin, uyumlu olsun” diye oldukça sade tutulmuş gibi. Yoksa  Bay D’Aronco bu işleri kıvıramayacaklardan  değil.  Çeşme, art nouveau, eklektisizm denince aklına neler geldiğini biliyoruz. Rokoko motiflerin ustaca ve tadı kaçmadan kullanıldığı ayna gerçekten güzel.  
 
II. Abdülhamit Çeşmesi 1901 |Ecdada Saygı | 2015
Ortadaki çiçek vazosunu çevreleyen, hacim ve oranları güzel akantus yapraklı bezemeler dışa doğru ikişer plastrın üzerine oturuyor. Aralarında  birer rafla bitirilmiş maşrapa nişleri var.   Garip bir şekilde;  XX. Yüzyıl başında yapılmış bu eklektik çeşmenin bezemeleri,  döneminde yapılmışlardan daha ustaca, daha  iyi yapılmış görünüyor gözüme. Mermer işleyicinin mahareti, imalat çizimlerindeki detay seviyesi etkili olabilir. Sanki aynı maharet ve özen kütleden dışarı taşmayan o oyuncaklı kurnanın üst yanındaki bezemelerde yok. Belki bunda  temasa açık  bir yüzey oluşunun da etkisi vardır.  
 
II. Abdülhamit Çeşmesi 1901 |Ön Ayna Detay | 2015
Uzun söze gerek yok. Kentin hemen ulaşılabilecek bir yerinde bulunan ve açık hava kenefi olarak yeni bir işlev kazandırılmış, “ecdat yadigarı”  bu çok ilginç ve güzel  çeşmeyi görün, gösterin.

İyi İşemeler,

BvP,

 

Çeşme açılışın gösterir  Yıldız Sarayı Arşivinden fotoğraf ve  renklendirilmiş kartpostal “İstanbul’un 100 Çeşmesi ve Sebili” kitabından, (İstanbul’un Yüzleri Serisi-68) Kırklarda orginal yerinde gösteren fotoğraf İbrahim Hilmi Tanışık, “İstanbul Çeşmeleri” kitabından. Diğerleri benim.  

2 yorum:

Caner Cangul dedi ki...

Merhabalar,

Yazınızı okuyunca bu detayı farkettim. Şu fotoğrafta tarih yok gerçi ama açılıştan sonra çok uzak bir tarih olmasa gerek; tavandaki kalem işlerinin üstü bir nedenle beyaza boyanmış.
http://eski.istanbulium.net/post/101958544711/

Baron von Plastik dedi ki...

Merhaba,

Haklısınız, Bunu görmemiştim, teşekkür ederim. Kartpostal ile yakın tarihler olmalı. Nedense boyamışlar onları kısa süre sonra. Beğenmemişler mi, nedir? Kalsa idi ne güzel olurdu.