Emsallerine faiktir

Ağustos 09, 2015

Ayran Heykellerine Addendum 2015

Susurluk Belediyesi Logosu (Kısmi) 
Türkiye coğrafyasında plastik sanatlara, hem de üç boyutu olanına  Susurluk kadar meraklı başka bir yerleşim alanı var mı bilmiyorum. Mübareğin her  köşesinden, kavşağından  san’at fışkırıyor.  Tam ortasından geçen  Bursa  - İzmir kara yolu yüzünden,  ziyareti zorunlu bir galeri gibi. Her yıl yaz mevsimi boyunca  en az birkaç kere ben de ziyaret ediyorum. Artık alışkanlığa dönüşen, hatta sevinçli bir  sabırsızlıkla beklediğim, iple çektiğim  “Susurluk Açık Hava Galerisi”ziyaretlerine ait 2015 raporu:

Nerde bu Giacometti Heykelleri?

Susurluk | Eylül 2014
2014 yılı Susurluk Ayran Heykelleri yazısında detaylı olarak tanıttığım; Kasabanın yüzük taşı,  ana kavşaktaki  “Giacometti”esk çifti maalesef bu defa yerlerinde bulamadım. Yoklardı... Yok işte,  yok olmuşlar-dı! Dar kalçalarına sımsıkı oturan şalvarı, yüksek topuklu  ayakkabıları , gergin memeleri ile dibekte ayran döven avret ve karşısında onu (kim bilir aklından neler geçirerek) seyreden dayının yeni Türkiye'nin mütedeyyin belediyecilik anlayışında yeri olmadığını sezmiş ve sarahatle dile getirmiş olmakla birlikte, süreli sergileme için yurt dışına gönderilmiş olduklarını düşünmek istiyorum. Yerel yönetim erbabının işe sanat galerisi mantığı ile yaklaşmış olmaları da yaban atılacak fikir değil. Belki belli bir süre sergilenip, daha sonra özenle depoya kaldırılıyor veya  yerleşim alanının başka yerlerini süslüyorlar. İşte hem bu dürtüyle hem de “acaba içerilere doğru, sakinlerin yabancı gözlerden kıskançlıkla  sakladıkları başka eserler, şeyler var mıdır?” düşüncesiyle birkaç saat ötede beni bekleyen soğuk biraları, tavuk kanatlarını, Miki’yi, MeKaDe’yi filan hiçe sayıp kendimi Kasabanın içlerine attım. Sanat aşkı işte böyle bir şey, insanın gözü hiçbir şeyi görmüyor. Doğal olarak o heykelleri bulamadım, fakat gerçekten de “yabancı gözlerden kıskançlıkla saklanan” bambaşka bir şey kasabanın meydanında, tam adıyla "Çarşı Meydanı"nda beni bekliyordu.

Artık Yoklar | Ağustos 2015
Bosna Hersek Çeşmesi  (Arıtmalı)   ile İlk Temas

Bosna Hersek Çeşmesi | Ağustos 2015
Arıtmalı Su Keyfi 
Belediyenin internet sitesinde coşkun bir övgüyle sözü edilen o muhteşem ve muazzam “Bosna Hersek Çeşmesi”ni görkemli istirahat ve dinlenme alanında buldum. Çabamın karşılığını tam olarak almış olmanın tatmini ve göz kamaşması azıcık geçince huşu içinde usul usul yaklaştım o’na. Evet gözlerimin önünde, Batı Anadolu taşrasında “18. Yüzyılda Bosna Valisi Muhammed Paşa tarafından yaptırılan, Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da, Başçarşı’da bulunan Osmanlı mirası tarihi çeşmenin (bakın burası çok enteresan) birebir aynı olarak Bosna Hersek Devletinin ilk devlet başkanı Aliya İzzetbegoviç Anısına inşaa”edilen  çeşme karşımdaydı işte. Çarşı Camii yanında bulunan alan “tekrardan restore” edilirken, vatandaşlara böyle kıymetli bir eser kazandırılmıştı. Üstelik,alandaki ağaçlar bin bir özenle yerlerinden alınmış, yemleri suları ihmal edilmeden en uygun toprak ve bölgeler seçilerek “nakil işlemleri yapılmış”tı. Önemle vurgulanan ve kısacık metinde üç kere tekrarlanan başka bir husus işbu çeşmeden akan suyun arıtılmış oluşu. Boru mu bu? Dinlenme ve istirahatını yaparken bir yandan da arıtılmış su içiyorsun. Say ki uzay istasyonundasın. Şahsen ben çok etkilendim. Zaten başka türlüsü mümkün değil.

Aynısının Tıpkısı

Mustafakemalpaşa  Kız Kulesi 
Ağustos 2015
Donanımı, görgüsü ve becerisi ile kendisi üretemeyip, sırtını “ecdat yadigarı”nın sığ taklitçiliğine dayayanlarca geliştirilen şu  “bire bir aynı”  mucizesinin tezahürlerinden biri de hemen bir parça ötede, Mustafakemalpaşa adlı başka bir şipşirin ilçemizde mevcut. Gastronomi dünyasına “Kemalpaşa Tatlısı” adlı o muhteşem lezzeti hediye eden ilçedeki  teşebbüs erbabı, işletmesine Kız Kulesi’ni “birebir”e yakın,  - sanırım “üç aşağı beş yukarı” daha doğru bir ölçeklendirme- replikasını yaptırmış. Bu örneğin bir tür "Disneyland refleksi" ile yaptırılma olasılığı da yüksek elbette. 

“Birebir” ve uygulama alanları epey geniş meşrepli ve dahi kullanışlı  bir kavram;  “Birebir”, “Birebire yakın”, “Birebir örneği” gibi elastikiyetler söz konusu. Mesela,   Kuzey Karadeniz’de  bin üç yüz metre yükseklikte dağın hoyratça biçilen zirvesine “mekana uygun bir cami için yoğun çalışmalar”la başlayıp, işi İstanbul Üsküdar'da inşa edilen Kuşkonmaz Camisi'nin (Şemsi Ahmet Paşa)birebir örneği” olarak bitirmek  mümkün. Hem işin içinde ecdat varsa kumaş kartelasından döşemelik kumaş beğenir gibi  yadigar seçip,  dağın tepesine oturtmanın neresi tuhaf ki?


Atatürk Anıtı

Susurluk Atatürk Heykeli
 Belediye Önü | Ağustos 2015
Susurluk Atatürk Heykeli  Detay
Ağustos 2015
Görkemli Çarşı Meydanında Çeşme’nin biraz aşağısında  doğal olarak bir de Atatürk heykeli var. Kruvaze ceketli,  sol eli havada (bazen havadaki ele zeytin dalı tutuşturuluyor,  sağ elinde Nutuk tutar şekilde yapılmış olanları da çoktur) betimlenmiş. Daha fantastikleri ile karşılaşmış biri olarak söyleyebilirim ki, sol koldaki oran  sorunu dışında bir rahatsızlığı yok.  Büyük İhtimalle 1980 sonrasının toplu sipariş usulü Atatürk heykellerinden biri ve yine büyük ihtimalle fiberglas bu heykel benzerlerinden yüzlercesi bulunuyor [1]. Bu açıdan pek  özel değil. Ama özel olan, heykel kaidesinde mevcut Bay Hüseyin Can isimli sanatçımızın rölyefi.  19 Mayıs gençlik ve spor bayramı kıyafetli kızlı-erkekli güruh  ve Mehmetçik son Türk Devleti Cumhuriyetimizin kurucusunu  bir tepsi üzerindeymişçesine başlarının üzerinde  taşıyorlar.  Emanet ettiği eseri değil de kurucunun kendisini taşıttıran bu sanatçının yaratıcılığı, üstün figüratif yeteneği, eserin kompozisyon sağlamlığı hayranlık uyandırıcı. Grubun merkezindeki yavuz ve gürbüz oğlanın rol çalma merakı  yüzünden hanım kızımızın elindeki meş'ale azıcık güme gitmiş, Mehmetçiğin elindeki defne çelengi de yersizlikten dizi ile  def çalıyor gibi görünse de, eserdeki  retro hava dikkate değer. 

Eski Dostları Ziyaret

Belediye Dinlenme Tesisi Önü Ayran Heykeli
Susurluk | Ağustos 2015
Yine daha önceki yıllarda sözünü ettiğim iki eserden  Belediye çay bahçesi önündeki  köpüklü ayran heykelini bir parça bakımsız buldum. Kaidesindeki harflerin bazıları dökülmüş, Kulplu bira/ayran  bardağı formundaki nesnenin plastik boyası yer yer soyulmuş, Bozuk çamaşır makinesinden akan köpüğe benzemiş canım ayran. Buradan yetkililere sesleniyorum. En kısa zamanda bakıma alınması lazım.  Önünden her gün  binlerce  insanın geçtiği bu önemli  simgenin berduşluğu yürek burkucu. 

Az geride, yol üstündeki eski dostlar yine dibekte ayran üretimi ile meşguldüler. O kavşaktaki  -afedersiniz- fingirdek karı gibi değil buradaki bacımız. Giysileri filan hep  mazbut ve mütedeyyin. Petrol yeşili el örgüsü hırkası bile tam.  Yanındaki ere göz ucu ile bakmadan, yaz kış dinlemeyip yoğurt ve suyu dövmeye devam ediyor. Fakat kaide konusunda  yerel yöneticiler halen bir karara varamamışlar anlaşılan, onluk yatay delikli tuğla örgü haliyle duruyor. Figürler üzerindeki geçmiş yılların o  fovist denemeleri de halen korunuyor. Dibekten taşan köpüğün beyazlığını dengeleyen yüzlerindeki siyah boya (hani şu eski okul müsamerelerinde arap bacı rolüne çıkanların sürdüğü… Ayakkabı boyası tarzı)   yalçın bir anlam kazandırıyor. Huşuyla karşılarında durup bir süre izledim onları. Hızla  gelip  geçen dev kamyonlar bir parça  türbülans yapıyor, yere  ayağı sıkı basmak gerekiyor,   uğultu insanı bizar ediyor filan ama, değer…

Mazbut ve Vakur
Susurluk
| Ağustos 2015
Esas Yüzük Taşı Burada

Yine Kara yolu üzerinde, Susurluk 283 Sayılı Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifi’nin önünde rastladım o’na. Su ve yoğurdun bir araya getirilişinde rol oynayan  en önemli ve temel öğenin, yani “dibek” [2] adı verilen o karmaşık cihazın sofistike bir yorumuydu. Dikeylik ortadaki metal şaftla vurgulanıyor, esas eleman da sımsıcak ahşabın kullanılışı ile çağdaş bir yorum kazanıyordu.  Zannederim ortadaki bilezik gibi nesne de  ayranın evrenselliğine vurgu adına dünyamızı simgeliyor. Özenli kaidesi,  dikkatle seçilmiş malzemesi ile belediyenin  “kullan at heykelcilik” anlayışının ötesinde. Kendisi ile  gelecek yıllarda da karşılaşacağımızı hissediyorum.
 
Ayranın Evrenselliği
283 Sayılı Yağlı Tohumlar
Tarım Satış Kooperatifi Önü
Susurluk | Ağustos 2015

Aynı konuda gelecek yıl da yazma hevesiyle, 
Ayranınız daim ve bol olsun.

BvP, 

Fotoğraflar;  En yukarıdaki  kısmi Belediye logosu dışındakiler BvP 

.................... 

[1] Aylin Tekiner  Atatürk Heykelleri  Kült, Estetik, Siyaset  adlı kitabında  Necati İnci’ye ait Kaş Atatürk Anıtı’ndaki Atatürk figürünün çoğaltılarak gönderildiği il ve ilçeler arasında Susurluğu da sayıyor. Fakat bu figür bahsedilen Kaş Anıtı’ndaki figürden oldukça farklı.  Kaş’taki heykelde Atatürk sol eli cebinde, yelekli bir takım elbise ile görünüyor. Yine de Necati  İnci’nin söz konusu figürü 213 (iki-yüz-on-üç) adet çoğaltarak gönderdiği düşünüldüğünde,  Susurluk’daki anıtın 1981 sonrasının “Atatürk Anıtı Çılgınlığı” dönemine ait bir “fabrika işi” olduğunu düşünmekte bir sakınca yok. Tekiner, Aylin; 200 ve ilgili sayfadaki dipnot. 

[2] Ayran (geleneksel) yapımında kullanılan bu cihazlarla ilgili bir terminoloji karmaşası var. Genel olarak tek veya iki noktadan bir sabitlenerek, ileri geri itilmek sureti ile  horizontal hareketi sağlanan ince uzun iki yanı kapalı, üstten yoğurdun ve suyun konduğu,  iki uçtaki yüzeylerden birine musluk takılarak bitmiş ürünün alındığı ahşap dar silindirik kaplara "yayık" deniyor. Dibekte ise sonuç üst ucu açık ahşap kaplara bir çubuk vasıtası ile uygulanan dikey hareketler ile kabın içindeki nesnenin dövülmesi ile alınıyor. Bu kahve, buğday, veya herhangi bir tohum olmakla birlikte, örneğimizdeki gibi su ve yoğurt olabiliyor. 

Sorunsalı daha önce irdelemiş olmakla beraber,  (BvP; Eylül 2014), Konuya yeniden dikkatimi çeken Sayın Bompay Segundo'ya teşekkür ederim. 

4 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Çakma kızkulesinin çatısı soba boyasıyla boyanmış ya da kalaylanmış galiba :) Parıltıyı görünce aklıma geldi, babam anlatırdı. Adamın biri Konya ovasında buğday silolarını parıl parıl parlar görünce "Oyy" demiş "siloyu da kalaylamışlar, ne de çok kalay gitmiş". Sanırım burada da öyle bir durum mevcut :)

Baron von Plastik dedi ki...

Evet, galvanizli ocak başı davlumbazı gibi değil mi? "Birebir" yapınca bu kadar oluyor işte.

Leylak Dalı dedi ki...

Bu arada Antalya Müzesindeki heykellere alçıdan kol bacak takıldığını okudum, Antalya dışındayım bir süredir gidip kontrol edemedim, aslı var mıdır acep, eğer öyleyse pes diyorum :)

Baron von Plastik dedi ki...

Restorasyonda yeni açılımlar! Şimdiye kadar akla gelmemiş, tatbik mevkiine konmamış oluşu tuhaf geldi bana. Esasen kıçı, başı açık o kadar heykel varken, bence uzuv takacaklarına uzuvlara peşkir, vs örterek başlamalılar işe.