Emsallerine faiktir

Temmuz 10, 2011

Sütlüce'nin Neyi Meşhur?

Bir Grup Genç Festivalde Eğlenirken
Miki yakında yavrulayacak, bir kaç hafta kaldı. Ne olur ne olmaz diye; gelecek olan için dükkandan güzel bir karton kutu getirdim, talaş, kağıt kırpıntısı falan topladık bekliyoruz. Pazar günü “kalk! Sıkıldım, şöyle Eyüp taraflarına gidesim var. Sen de Müsiad Genel Merkezi,  AKEPE Istanbul İl Başkanlığı binasına falan bakar, güler eğlenirsin” dedi. Gebeliği boyunca hiç bir abuk sabuk istekte bulunmamış kadının masum bir isteği olmuş, yerine getirmek boynumuzun borcu helbet.
Yolda Efes Pilsen One Love Festival diye bir şeyden bahsetti de, inci gibi dizilmiş yeme-içme imparatorluklarına bakarak kendimden geçmiş olduğumdan pek bir şey anlamadım. Meğerse, Izgara tek toynaklı hayvan pankreası [1] ve plastik kutuya saplı pipetli ayran sevenler için fevkalade öneme haiz Sütlüce’ye gelmişiz.
Bu müstesna semtimizde mukim hususi üniversitenin bahçesinde çadır kurulunup şenlikler yapılıyormuş. Ben “Herhal sancaktar Ebu Eyyub el-Ensari hatırasıyçün toklu kesilip pilav karılacak, temmuz sıcağında buz gibi şerbetleri kafaya dikip, sancaktar efendimizin ruhunu yad edeceğiz” diye düşünürken, Kendimi çeşitli haberleşme cihazları ile donanmış çok miktarda mühim insanın gözetiminde buldum. Bu canlılar ellerinde, kulaklarında, göbeklerinde, göğüs çatallarında (dişi olanlara daha dikkatle bakıyorum) muhtelif ataşmanlar, boyunlarında sallanan dosya kağıdı yarısı kadar şeylerle hep çok meşguller. Oradan oraya seken bu canlıları seyredip, eli yüzü düzgün birine “şerbetçiler ne tarafa düşmekte yavru ceylan, oh deyiver hele” demeye çalışırken içeri girdik heyvah !

Bu gençlikle iletişimin olmazsa olmazı onlara köpek muamelesi yapmak, adam hesabına almamak, zannederim.. Mesaj mı vereceksin? Bir şey mi soracaksın? Birinci tekil şahısla seslen. “Hoşuna giden kızı içerde ayılar pompalıyor mu?”, “Konserden sonra ne yapacaksın”, “Huop sen!, saçma sapan şortlu! Hah sen, Parti çadırına gel sonra okey?” yazmışlar oraya buraya. Ama filhakika, içeri girip gençliği görünce adam hesabına almamanın fevkalade isabetli olduğunu tefrik ettim. Tabii, salak mı bu kadar reklamcı? Var bir bildiği heriflerin. Soytarı gibi giyinik, bira sponsorluğunda şeye eşek yüküyle para ödemek suretiyle girip, sonra bir bardak biraya yedi tele ödeyecek kadar salak bu gençliğe... Eh, ben de yaparım kelp muamelesi.

Alışveriş merkezlerinin her tarafına bulaşık ucuz çoğunluk giyim mağazalarının vitrinlerindeki acaip şeyleri kim giyiyor biliyorum artık. Eyüp Askerlik Şubesi bir tamim yayınlayıp, “Yaşı şu kadardan şu kadara genç oğlanlar altlarına yanları cepli kötü kalite kumaştan, garip renklerde b.ktan dikimli şort, üste de yakası, ağzı burnu kaymış, tercihan yıkanmamış tişört, ayaklara da lastik ayakkabı veya benzeri süfli birşey giymek suretiyle ortalıkta dolaşacaktır. Kamuoyuna önemle duyurulur” dese ortalık ayağa kalkar. Ama herkes pek memnundu üniformasından, şeyinden.


 Böyle giyin, gel tabii müziğini canlı dinle

Miki’ye “Bir gurup Körpe dimağlı Homo Sapiensi böyle bir örnek giydirip, ‘farklı oldum’ dedirtecek, iki gün boyunca buraya doldurabilecek kadar zeki Türk vatandaşları başka ilimlere kuvvet vermiş olsa, yeniden yedi iklime hakim olmaz mıyız ecdadımız gibi, ha?” Dedim ama tüm dikkatini tam o anda sahneye çıkan orta yaşlı sıska İngilizlere vermiş olduğundan duymadı beni…Şükürler olsun dayanamadı da, arabamızı park ettiğimiz Sütlüce Parkı’ndaki çekirdek “çitleyen” teyzeleri dirsekleyerek arabamıza ulaşıp, terk ettik Cornucophia’yı.

Son bir şey daha; Bir radyo istasyonunu standının önünde itişip kakışan, tepinen (dans), hamburger yemekten göbekli, diz çorabı dizlerine kadar çekik, dövmeli ablalar gördü bu gözler! Dolayısıyla; artık tencere takırtısı duysa oynayan, kenar mahallelerin düğün salonlarında zülüfleri ve şifon tuvaletleri ile elektro bağlama eşliğinde göbek atan, gerdan kıran, taş gibi seksi dilberlere gülüp geçmeyeceğim. Uzun uzun onları seyredersem, belki o görüntüleri silebilirim zihnimden.

Bir not daha: Sigara satıcısı ablalar bile, bir Rokandkok’dakiler gibi değildi sanki…

Bir sonraki Festivalde görüşene dek, ne haliniz varsa görün.

Bvp

Edited By Miki



[1] Yurdumuzda sevilerek yenilen  hayvan pankeası,lenf bezleri  – “uykuluk”- nedense  Sütlüce’de pek meşhur. Neden böyle olduğunu sizin için tercümeye çalışayım:  Tarabya koyu dibinde konuşlu balıkçılar da aynı pazarlama madrabazlığına kuvvet veriyor. Sanki  her gece Karadeniz’e açılan yağız balıkçıları sabaha karşı getirdiği  lüferleri satıyorlarmış gibi...Sütlüce'de de ,  Sütlüce Mezbahası’ndan  sabah kesimi yapılmış hayvanatın orasını burası paket kağına sarılı ekmek arası yapılarak sunuluyormuş gibi... Ufak bir malumat vereyim: Mezbaha 1990’da kapandı. Onun yerinde şimdi yapımı yıllarca sürmüş, tuhaf bir “Kültür ve Kongre Merkezi” var. Bildiğim kadarıyla o belediye bile, kültür merkezinde kesime izin vermez. Şu lüfer ve uykuluk saçmalıkları  için esnafı suçlamak gerekir mi? Averajın biteviye  salaklığı ile ilişkilendirmek daha makul bir tavır sanki.

6 yorum:

Korhan dedi ki...

Ben Miki'yi senin hayali arkadaşın sanıyordum ama değilmiş demek ki:))

Hakkaten elalem şanzelize diye cadde yapar bizim cadde ne? Uykuluk caddesi. Boydan boya ne o öyle lan!

hevesli bardak dedi ki...

İnsan şu festivalde iki rekat daha kalır da gözlemini yazısını uzun tutar, hevesim kursağımda kaldı valla HAŞKOLSUN.

Baron von Plastik dedi ki...

Tabiiki gerçek Korhan efendi. Yan komşularımız, banyo küvetinde yaşayan dev kurbağa ailesi falan... Hep doğruları yazıyoruz burda !

Baron von Plastik dedi ki...

Hevesli Bardak aslında olabilirdi. Doğruya doğru, huzuru bulmuştum orda. Ezan okunurken müziği bile kapatıyorlardı.

hevesli bardak dedi ki...

Ters bi zamana gelmese gidecektik zaten, hıh. Seneye artık.

Baron von Plastik dedi ki...

Boş ver, o civarın festivali, kutlaması bol nasıl olsa. 29 Mayıslarda da ciddi bir potansiyel seziyorum ben.