Emsallerine faiktir

Ağustos 02, 2010

Ekmek Heykelleri

Türkiye’de mevcut plastik sanatlar zenginliğinin tadına şöyle rahatça; entelektüel gerilimler, anlaşılması imkansız, devrik cümlelerle bezeli anlam arayışları filan olmadan, serin bir bardak su gibi varmak olanakları mevcut. Yemin ediyorum var bu potansiyel.
Unutun sanayi sermayesinin "işsizlikten canı sıkılan zarif eş" faslından tahsisli  modern sanat müzelerini, bienalleri, Mardin’deki “enstelasyon”ları, Floransa’daki mektepleri falan. Gerçek enstelasyon, hakiki “happening” tüm yurt sathında esas itibarıyla. Otoyol kenarlarının, yitik küçük şehirlerin, kimsesiz kasaba meydanlarının, hediyelik eşya dükkanı vitrinlerinin, yazlık yörelerdeki konut bahçelerinin tadını çıkarın. Kavrayın sanatı şeylerinden... Husyelerinden.


Bu yazının esas konusu “ekmek heykelleri” olmakla birlikte, bir tespitte bulunayım. İnternette plastik hazinelerimizin tadını çıkaran başkaları da mevcut-muş. Şu blog yazısını, yorum bölümü ile birlikte gözden geçirmenizi öneririm. Biraz uğraşılsa buradaki malzeme bile sağlıklı envantere temel oluşturabilir. Nar Heykeli, Köpüklü Ayran Heykeli, Zehirli Mantar heykeli...TEM Otoyolunda, Ankara’dan İstanbul yönüne doğru bir elli kilometre sonra yolun iki tarafında ülkenin bu en sevilen temel besininin heykeli var. Upuzun ve görkemli metal bir direk üzerindeki, Başkent’e varışınızı diğer yöndeki ise ayrılışınızı selamlıyor olmalı... Yoksa niye bu ıskalanması olanaksız boyuttaki şeylerden karşılıklı iki tane diker ki insan evladı? Sauron’un gözü gibi dikizliyor sizi bunlar, uzaklaştıktan sonra bile çok uzun süre ensenizde hissediyorsunuz. Sauron’un gözünden kurtulmak çok olası değil. Ankara Belediyesi’nin ekmek fabrikası girişinde de gözünü dikmiş duruyor öyle. Ankara çıkışındakiler olağanüstü, neredeyse “foto gerçekçi” denebilecek tarzda üretilmiş, her detay en ince ayrıntısına kadar nakşedilmiş olmakla birlikte, maalesef Belediye’ninki biraz dandik. Yerel yönetimler halen, sanata bir özel teşebbüs kadar şey değil.
Bu ve benzeri potansiyeli keşfetmiş, tenekeden minare yapıp ihraç eden girişimci ruhun kopyaları yerel yönetimlerin bu konudaki boşluğunu kavramış olmalı ki, yeniçeri, at, deve, eşek (bak burası çok önemli: kırsal ve cinsel hayatın önemli bir aktörünü de unutmuyor, vurguluyor sanatçı), Efes’deki Hadrian Tapınağın girişi! (bunun ne tür bir müşteri için üretilmiş olabileceği/olduğu hala esrarını koruyor benim için), -ailemizden biri- çişini eden çocuk, dalgalanan, dalgalanacak gibi olan bayrak türü çevremizi zenginleştirip, ufkumuzu açmaya niyetli yüzlerce “eser” üretmiş.
 Bir kısmı yoğun bir dinamizm duygusu içeren eserler arasında “İnek sağan köylü teyze” gibi kırık yaşantıların anlık parçalara bölünmüşlüğünü vurgulayanları da mevcut.









Sanatın her türlüsü; ama özellikle plastik olanı, gönlünüze girsin olsun.

Edited By Miki.

8 yorum:

aslı hayvanı dedi ki...

ekmek heykelleri tahminlerimin ötesinde süpermiş. ayakta alkışlıyorum şahsınızı paylaşım için :D

Baron von Plastik dedi ki...

Teşekkür ederim. Ama, artık top sende. Öyle tarifle, "Heyvah ! çekecektim ama olmadı" ile olmuyor. Şahsınızdan da icraat bekliyoruz. :)

hevesli bardak dedi ki...

Belediye meydanlarında, yol ortalarında çevre düzenlemesinin bir parçası olan, çayırlara yayılmış koyun kuzu enstalasyonları da parmak ısırtacak canlılıkta tasvir edilebiliyor. Metalik parıltıları ise çimen açıkyeşiline bambaşka bir hava katıyor.

aslı hayvanı dedi ki...

çayırlara yayılmış kuzu enstalasyonları (:D) hakkaten pek şahane. darıca civarlarında görmüştüm onlardan, sıcaktan atıyor da olabilirim ama sanki çobanları filan da vardı başlarında.

hepsinin teker teker resmini çekip beğeninize sunacağım en kısa zamanda.

Korhan dedi ki...

Sanatın ve sanatçının ve de ekmeğin dostusun abi.

Baron von Plastik dedi ki...

Hacı, kısıtlı imkanlarla elimden gelen bu kadar tabii. Ah, biraz entelektüel olup, bi de antrepo bulsam şöyle temiz, sen gör bendeki sanat şeyini o zaman.

Özkan Türker dedi ki...

Hacım bi de Malıköy Tiren İstasyonu şeysini görmen lazım bu bahiste. Hararetlen tavsiye edelim

Baron von Plastik dedi ki...

E hacım, çaldın ağzımıza bi barnak bal. Hani resmi, sureti şeyi?