
Toplam 320 sayfada neler yok ki… Anlaşılan iyice gırgıra alınmayıp biraz bilimsel olsun diye beş bölüme ayrılmış. Nispeten kronolojik bir sıra izlenerek; önce piyade silahları, kara araçları ve toplar, uçak ve füzeler, gemiler ve diğer deniz silahları en sonda da adamın iyice ipe sapa gelmezleri “çeşitli silahlar” deyip toparladığı bir bölüm var.
Kitapta yer alan bin bir türlü hıyarlık sonucu üretilmiş tüm bu cihazların tümü benim başta sandığım ve düşünmekten zevk aldığım gibi, Fransız ve İtalyan mucizeleri değilmiş… Hemen her ulusun katkısı var. Tam bir sayım yaparak size bu konuda kesin bir kanıt sunamıyorum ama sanırım bu iki ülke kadar, belki de daha fazla Amerikan ve Alman mucizesi de mevcut. Doğal olarak İngilizler de onlardan aşağı kalır değil. Üstelik İngiliz yaratıcılığı öyle pek sınır falan da tanımıyor. Kapak resmi olmaya hak kazanan “Sizarre-Berwick” Zırhlı Aracı mesela… Ama bununla da yetinmemişler doğrusu.

Saçmalık konusunda Amerikalılar da pek aşağı kalır değiller. On dokuzuncu yüzyıl sonlarında dinamit atan toplardan tutun da, atom enerjisi ile çalışacak bombardıman uçağı NB-36H’a dek. Burada adamların belini büken önemsiz sorun reaktörün olası zararlı etkilerinden mürettebatı koruyacak dört tonluk kurşun plaka ile 120 santim kalınlığındaki kokpit camının ağırlığı, yoksa, olmayacak bir şey değil.

Alman teknolojisine bence ayrı bir cilt ayrılması gerekirken, bu ulus duvar köşelerinden ateş edebilir (30 ve 45 derecelik açılar için olanları üretilmiş; ama daha hırslı, doksan derece ile ateş edebilenleri de düşünülmüş), kıvrık namlulu tüfekler, mistel kombinasyonları, maksimum sürati saatte 13 kilometre olan ve o dönemde Almanya’daki hiçbir köprüyü ağırlığı yüzünden geçmesi mümkün olmayan tanklar gibi oldukça az ürünle temsil ediliyorlar. Bu devasa tank işine Sovyetler daha önceki tarihlerde kuvvet vermişler. (Var, onların da, 1933 gibi erken bir tarihte yaptıkları 11 kişilik mürettebata sahip tankları var). Yuvarlak planlı, toplar ateşlenince kendi etrafında dönmesi bir türlü engelleyemedikleri savaş gemileri bile mevcut “Novgorod” (1871).
Ama yaratıcılık tükenmiyor; İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman tanklarına saldırmak için yetiştirdikleri ve üstlerinde patlayıcılar olan “mayın köpekler”… Tankların gürültüsünden ürken bu “silahlar”, kendilerini yetiştirip besleyen dostların müşfik kollarına geri koşturunca bir dizi sıkıntı olmuş parti komiserleri arasında…
Fransızlar neden geri kalsın ki? Onlar da büyük ulus değil mi? Maginot Hattı ve 1929 gibi erken bir tarihte üfürdükleri gövdesinde sekiz inçlik iki adet top olan “ Surcouf” denizaltıları ne güne duruyor… Dahası, pek çok ulus; Çekler, Japonlar, Finler, İtalyan ve Çinli’ler de bu kitaba katkıda bulunmuş.
Konu edilen bir kısım silah da prototip ve ilk üretimlerindeki sorunlar çözüldükten sonra etkili olarak kullanılanlar. Bunların arasına M16 piyade tüfeği, F104 Jet uçağı alınmış. Bazıları tasarlandıkları görevler dışında başka görevlerde rüştlerini ispatlamış olanlar. Ju87 “Stuka”, Nükleer bombardıman görevlerinde kullanılmak için tasarlanan ama, sonraları tanker uçağı olarak kırk elli yıl süre ile kullanılan “Handley Page Victor” da bunlardan.
Sonuç: Hemen hemen herkesin internette biraz eşelenip, annemin deyimi ile “okumadan alim gezmeden seyyah” olduğu günümüzde sanki kitaplardan da hala okuyup öğrenecek şeyler var. Barnes & Noble sitesinden altı dolar doksan sekiz sent mukabili alınabilecek bu eğlenceli ve öğretici kitap da onlardan biri.
The World’s Worst Weapons
“From Exploding Guns to Malfunctioning Missiles”
Dougherty, Martin J.
Barnes and Noble , 2007
Okumakla adam olunsaydı....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder