Emsallerine faiktir

Ekim 10, 2010

Benim Çocuğum Arabaya Benzetmedi Beni Hiç...

Çocukluğumda ne zaman karayolu ile İzmir’e gitsek, Ege Bölgesinde dolaşsak, düzgünce ve yoldan görünebilir her taşa, her duvara yaşamını bu işe vakfetmiş biri tarafından kotarıldığı kesin “Akçora Gömlekleri” yazısı görürdüm. Adamcağız dağlara taşlara yazmıştı hakkaten. Ama bir tane Akçora gömleği giyen, giyeni bırak; canlısını, tasvirini görmedim. Herhalde metin odaklı bir kampanya ile tüketiciye ulaşmayı hedeflemişti ajans. Kim bilir? Aynı tandansı arada sırada yine görüyorum. Mesela, Nazilli civarında veya Kapıdağ Yarımadası çevresi gibi alakasız yerlerdeki “Mersindeki (de bitişik yazılmış tabii) Optikçiniz, Tel: Şu…Şu…Şu.” yazıları gibi (Bir de “Çare Sarıgül” olayı var ama ona girersek konu tamamen dağılmaya mahküm). 
Maalesef artık  ne Mersin'deki Optikçiden ne de Sarıgül'den  aynı tadı almak mümkünsüz olmakla beraber, o yazıları yazanların, böyle bir yöntemle ürünlerinin adını akıllara yerleştirmeye çalışanların dirayetine şaşmamak, taktir etmemek elde değil. Belki epey zor, çok da sofistike değil, ama salakça gelmiyor bana. Hem de hiç.

Esas şaşılası olan radyoda, televizyonda babasını içten yanmalı bir motorla çalışan nakil vasıtasına benzeten çocuklar ve böyle maymunluklardan fayda uman götlekler sanki. Veletleri boş verip, hoş görmeye dünden razıyım. Hangi çocuk “benim babam fort gibi adam, benim babam fortçu” der ki? Elbette bu daha iyi. Doğruya doğru. Ama şu sondaki şarkıyı okuyan var ya, öyle hisli, öyle içli, öyle inleyerekten anıyor ki vasıtanın adını, o hissiyat para ile filan olacak iş değil arkadaş. Kadın gerçekten tutkun. Yanıyor alev alev. Ne dese yapacak. Öl dese ölecek. Araba dile gelip: “Ya benim bi kanka var, askerden yeni geldi, aylardır tık yok. Hani nebleyim eş dost evi olur, otel olur bi şey ayarlasan da, on beş dakka, bilemedin yarım saat binsin çocuk” dese, "eh" diyecek.

Allah muhafaza; ya çocuklar “benim annem kumbara gibi kadın”, “benim annem uygun garantili yaylı yatak gibi kadın” türküsü çağırsa ne olacak bu milletin hali?

Yuh!

Edited By Miki

Fotograf: BvP

6 yorum:

Lazy Peon dedi ki...

Adamlar dünya çapında güven kaybı yaşadılar malum. Kaybolan bu güveni geri kazanmak için gene reklam ajanslarından medet umdular. E onlar da en iyi bildikleri işi; sübyancılığı kullanmışlar. Benim takıldığım nokta bambaşka. Eline bebe boku değmemiş, at ski kılıklı adamların veya karıların olur olmaz her üründe bu konuya yeni gelin gibi sarılmaları.
Anlasalardı zaten bebe dediğin şeyin uykusu geldiğinde eşek heybesinde bile deliksiz uyuyabildiğini, öyle "çıkırım(çıkarım) senle her yolaaa" diye "şu marka arabada uyurum anca" gibi dertleri olmadığını bilirlerdi. Babaya olan güvenin, araba markası olarak yeniden doğuşu ise zoraki yapılan ortaöğretim kompozisyon ödevleri gibi olmuş. Tümüyle götten sallama, samimiyetsiz ve itici.

Reklam metni yazarı bi dostum vakti zamanında "bizler beynimizi pazarlıyoruz, bir nevi beyin orospusuyuz. İmkanım olsa bırakcam bu işi" gibi bişiler derdi. O zamanlar kafa çalışmadığı için sektir lan at ski! Diyemedim ona yanarım.

Ne kadar reklamcı falan varsa en iyisinin taaa....

Baron von Plastik dedi ki...

Aslında, "beynini skyim" de denebilirdi, amma tren kaçmış değil. Bir tane bulup,-herhangi birine- denebilir. Ne yapacağız bu reklamcı milletiyle üstad?

Lazy Peon dedi ki...

Haklısın üstad lakin ondan da para isterdi o pezevenk.

Bunlarla ne yapacağız meselesine gelelim:
Bizim küçük travmaları bir kenara bırakırsak, "Benim göte tek yaprak yeter !" diye tuvalet kağıdı dağları fatihini bağırtan, bunu kabullenen marka sahibi düşünsün derim.

Neyse efendim öğlen olmuş. Fırında kabakla salıncakta sallanma vakti gelmiş. İnşalla mercimek çıkmaz da "zürafa bokuyla badmignton oynamak" hissi yaşamayız.

hevesli bardak dedi ki...

Reklamcıyı bi kenara koyayım, bir de bu reklamlarda uydurulmuş kelimeleri, ifadeleri, lakapları hayatına taşıyan, bunlarla yaşayıp şakalaşan boş kafalı adamlar var (hala "zuzu" "zuzucan" diyen tip var, gördüm). Kenara koyduğum reklamcının yanında bu tipi koyduğumda reklamcıya bakıp "sen de haklısın be abi" derim. Of.

Baron von Plastik dedi ki...

Bu kelimeyi/lakabı daha önce duymamıştım. Şimdi bahsedince digital kültür hayatının ekseninde döndüğü, kutsal ve yüce internet ansiklopedisinden epey malumat edindim. Belki çoluğuna çocuğuna isim olarak koyan da vardır. Hakkaten,reklamcı n'apsın bunlara. Ama dursun kenarda, daha işimiz var onunla.

Korhan dedi ki...

Çare Sarıgül inanılmaz yaygın.Hani cidden adamlar bunu ajansa para vermeden kotarmışlar gibi.Bence olmuş da.Kılıçdaroğlu sıçtı herifin içine ama..

Ankara'da ilçelerine kadar duvarları işgal eden bel fıtığı 300.... yazardı.Kerhane telefonu olduğu söylenirdi.Aslında öykü de kullanılabilirmiş uyandı kafamda bişiler.

Reklam konusuna girmek istemiyorum keza çok muzdarip olduğum bir konu. Yalnız reklamcılıkla ilgili sağlam bir kitapta kötü reklamın daha çok akılda kaldığı ve kasıtlı yapıldığını okumuştum.Doğru olabilir.Mesela t.cell.O para o imkanlar ile çıkan reklamlar ortada.Son bi kaç yılda yaptıkları turkcell'in çekim gücü reklamını yakıştıramadım çünkü güzel.ben onlardan hidayet neandartaline söylettikleri maraaak ne güzel şey ne güzel maraaaak nakaratlarını bekliyordum..ve evet onlar merakı marak diye söylerse ben de kelimeyi değiştiririm ne var!