
Mart 11, 2009
Mart 06, 2009
Yerel Seçimler Yaklaşırken Arşivlerimizi Sizlerle Paylaşıyoruz

Rakı Şişesine Sarılı Aşklar - Ferit Geç Sen Arkaya!
Şu gazete kağıdına içki şişesi - sonraki yıllarda bira tenekesi - sarma adeti üzerinde biraz duralım: Sadece ve sadece Türkiye’ye özgü olduğuna inandığım bu ilginç ve zarif adet bence başka bir Türk geleneği olan; elinde siyah naylon torba ile otoyolda karşıdan karşıya geçmek, ya da paspası yol ortasına atıp, üzerinden muhtelif motorlu araçlar geçmesi sureti ile tozunu silkmek gibi, koruma altına alınması gerekli etnografik bir figür.
kaynaklanıyordu… Yoksa, on yaşlarında bir oğlan çocuğu tam akşam yemeği öncesi bakkaldan elinde kağıda sarılmış ne şişesi ile çıkar? Nişantaşı’nda şarküteriden Chivas Regal alınca da sarıyorlar mıydı kağıda sorusu o yıllarda aklıma gelmiyordu tabii. İnsanımızın zarafetine, inceliğine veriyordum. “Mahalle Baskısı” denen, Şerif Mardin’in tavassutu ile çoook yıllar sonra tanıştığımız kavram bilinmiyordu o zamanlar. Yıllardır içli dışkılı olduğum bu zarif, nazik, göte “göt” bile diyemeyen bu nazik toplum nedense bazı konularda pek umursamazdı. Mesela, 1960 yılında çoskulu bir darbe neticesi neş’e[3] ile alaşağı edilerek asılan Egeli zengin toprak ağası başbakan’ın evli kadınlarla (evlilik müessesi kutsal tabii bu coğrafyada, başvekil’in de evli olduğunu söylemiş miydim?) cinsel maceraları, maceranın figüranlarından birinin yakın zamanda ölümü üzerine “Romantik Devlet Adamının Aşkları” olarak gazlanabiliyordu.
Konu ile ilgili haber, eğer merak ediyorsanız, bakınız nah tam burada: Menderesle yattım, kocamı kurtardım ! (Gazete Vatan 01.03.2009)
[1] Bu halk o kadar naziktir ki: Poşet, torba her ne boksa, ona “koymaz”. “Bırakır”. Çay “döker”. “Koymaz”, aslında bence şöyle çatır çatır bir koyabilse… Rahatlayacak, tüm bu incelikler umurunda olmayacaktır ama bir türlü olamaz işte.
[2] Bu rakıların temasız olanı da vardı ki, üzerinde Sümerbank pijamasını andırır, sıkıcı bir hurufatla “Yeni Rakı” yazardı.
[3] Bu coşkuya inanmıyorsanız, 1960 Mayısından sonraki Hayat dergilerine bir göz atıverin derim.
[4] Tamamı şöyle: “Hafif göğüs çatalı göstermeye meraklıydı. Seksi görünen bir kadın havasından çok, sakin görünen bir şehvet fırtınasıydı. Çok güzel omuzları vardı. Dorothy Lamour’a benzerdi...”
[5] Burayı pek kavrayamıyorum: “Sen arkaya geç” denen Ferit, koskoca emniyet müdürü. Beylik silahı falan var. Nasıl yani? Olay Kemal Tahir’in Yediçınar Yaylası’nda geçiyor gibi. Hikayede “Kavat Abuzer” tadı var bir parça.
[6] Bunu öğrenince nasıl bir ferahlık çöktü üstüme bilseniz. Şu, "vasıflı zina" olayını biraz şeydeyim diyorum. Mesela, tüp gaz bayiinin eşi ile adamcağız kapı aralığında beklerken, halvet olsak? Vasıflı mıdır? Vasıfsız mı? Bir skalası ne bileyim matrisi falan var mı? Burada birkaç değişken var sanki ama benim aklım pek ermiyor. Siyasetçi olacaksın, evli olacaksın, zina yaptığın hamfendi evli ve sanatçı olacak, bir de omuzlar iyiyse tamam… Peki, bakkalın (mümin) ortaokul mezunu eşi hamfendi çatal falan göstere göstere televizyon tamircisine verse? Vasıflı bir veriş olur mu bu?
Edited By Miki
Şubat 21, 2009
Steril Kamışlı Ersu
Sanırım seksenlerin sonlarıydı. Büyük bir tekstil grubunun, Dalan dönemi talanından sebeplenmek üzere kurduğu inşaat şirketinde çalışıyordum. Doğru, seksen sekiz falan olmalı ki, beni işe alan yeni proje müdürüm-eski üniversite hocamla, şirkete ait şteyşın bir reno onkinin arkasında, kırmızı giymiş kaknem karılara bakıp “horror in red” diye maskaralıklar yapıyorduk . Kelly Le Brock’un oynadığı 84’yapımı “Woman in Red” filmi anca gelmişti yurduma.[1] Bu neş’eli yolculuklardan birinde Beşiktaş’tan Ihlamur’a çıkarken sağda, belediyenin yeni açtığı kaynak suyu satma şeyi ile burun buruna geldim. Adı ne hikmetse “ERSU” olan, proses aşamalı kaynak suyu bana baktı ben ona. Bu ersu’nun bir de, sevk-i kabil olanı vardı, şimdilerin bardak boyu içme suyu işte. Fakaaat, burada işin içine bir özellik, bir yardımcı cihaz müdahildi. Onu eğer istersen ince bir pipeti şeffaf kutunun biryerlerine saplayıp içebiliyordun. Hah; şimdi oldu mu sana ürünün adı “steril kamışlı ersu”! Sonraki birkaç haftayı epey eğlenceli geçirdik. Karılara falan bakmaya gerek kalmadı.1. Adın Kelly Le Brock gibi falan gibi havalı da olsa, Hollywood yıldızı da olsan, evrensel tufaya düşüp parası var diye, bir öküzle evlenebiliyordun (Bu bir refleks). O öküz de seni eşek sudan gelene kadar dövebiliyordu. (Bu da refleksin yüksek olasılıklı bir sonucu)
[1] Sonra gitti Steven Seagal adlı bir ayı ile evlendi bu kaltak. Ayı’da verdi odunu, verdi odunu. (Yok, öylesi değil, dayak attı. Bildiğin “aile içi şiddet”)
Edited By Miki
Her Türk'e Lazım Güzel Sözler I
-Behzat Ç.-
Serbes, Emrah. "Her Temas İz Bırakır -Bir AnKara Polisiyesi-"
İletişim Yayınları. 2. Baskı, 2007.
