Emsallerine faiktir

Balıkesir'deki Kervansaray Oteli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Balıkesir'deki Kervansaray Oteli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ağustos 25, 2013

Addendum: Balıkesir'deki Kervansaray Oteli

- Çevre düzenlemesini de sizden mi öğreneceğiz? Edeb yahu…

Balıkesir’deki güzelim Kervansaray Otelinden daha önce bahsetmiştim. O yazıyı yazarken elimde yapı çevresinin yıkımdan sonraki haline ait bir fotoğraf yoktu maalesef (aslında olmaması mı “maalesef” yoksa olması mı, artık çok emin değilim). Yıkılanın yerinde duran, alanın hemen yanı başındaki benzincideki adamcağızın bile hafifçe tiksinerek eliyle işaret ettiği şehir içi otobüs durakları, ekmek arası köfte  lokantası ve göbeklerdeki adem ejderhası gibi duran pleksiglas çiçekler. Ama o  şeylerle lokantanın şemsiyeleri arasındaki renk uyumu var. Şimdi doğruya doğru.

“Düzenleme”den sonra,  en azından yolun karşı kıyısındaki güzel gar binasının önüne gerçek bir kent meydanı tasarlanır, yoğun bir şekilde yeşillendirilir, yıkım bir şekilde “hayırlara vesile olur”, en azından gar sebeplenir diye hayal etmiştim.  Bu iki yapının önünden; daha doğrusu Balıkesir’in merkezinden geçen, bir zamanların çok yoğun İzmir-Bursa karayolu artık kullanılmıyor, trafik kentin dışından dolaşan bir bağlantı yolundan akıyor zaten. Ama ne gerek var uygar bir yaşamın gereklerini yerine getirmeye? “Zaten kentin hemen dışı bağ bahçe, çayır çimen. Hayır, Nüyork mu burası? Aha hazır köfte lokantası yaptık, üstelik bilmem şu kadar lira farkla büyük seçim de yapıyorlar, eee? ” Diye düşünmüş olabilirler tabii. Şu muazzam “eser”in en hüzünlü/güzel tarafı da bir zamanlar binanın önünü süsleyen palmiye ağaçları. Muhtemelen bu görkemli ağaçların, yapılanın cüceliğini daha da netleştirdiğinin farkında değiller. Esas ona bi uyansalar, var ya…

Balıkesir | Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi | Ağustos 2013
Fakat bu işlerin müsebbibi ortak akılsızlık  halen kavrayamadığım bir şekilde kentin bazı yapılarını esirgiyor. Merhamete mazhar olanlardan  biri de “düzenleme”nin az ilerisinde Yüksek Mimar Şeref Demirel tarafından 50’li yıllarda Elektrik Su Otobüs İşletme Müdürlüğü ve lojmanı olarak tasarlanmış, bugünün Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi”. Yapı 80’lerde Türkiye Elektrik Kurumu, 90’ların sonuna kadar da Belediye Su-Otobüs İşletmesiymiş. (Birol,2009).  2004’de de yenilenerek müze ve kent arşivi! olarak kullanılmaya başlanmış (neyi arşivliyorlar acaba? Evet; yine otelden söz edeceğim bozuk plak gibi, çünkü çok ağrıma gidiyor hakkaten. Ama  yitip giden bununla sınırlı değil. Bak, internet ne güzel bişey, referans gösterdiğim yazının hemen hemen aynısını koymuşlar buraya. Adam ol, oku.  Zaten Mimarlar Odası bu çok ilginç sempozyum kitabından 750 tane basmış. Muhtemelen İstesen de bulamayacaksın. He, yedi yüz elli tane!). 
Balıkesir | Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi
|Ağustos 2013 | Cephe Detay 

Ön cephenin  pencere ritmi, öndeki kemerli saçak ile çok zarif ve çekici. Bayan Gaye Birol  "yenileme sırasında yapının ön ve yan cephelerinde bulunan ve yapıya özellik katan balkonlar kaldırılmıştır” diyor. Fotoğraflar ile de belgeliyor gerçekten. Bu balkonları hiç hatırlamıyorum ama, yapı onların kaldırılması ile daha netleşmiş sanki. Bence bu haliyle de çok güzel. Yanında da eski Elektrik Santrali, şimdinin “Salih Tozan Kültür Sanat Merkezi” var. Fotoğrafını bile çekmemişim. Belediye AKePe’li ise genellikle “Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Sanat Merkezi” isimli, “Müslüman Ailede Hanımın Rolü” konferansları ve/veya Fetih 1453 filmi  gösterilen,  CehaPe’li ise; sürekli Carmina Burana videosu dayanan “Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Merkezi”  adlı bu uygarlık odakları hiç ilgimi çekmiyor artık.

“Balıkesir her ne kadar elbirliğiyle hadım edilmeye çalışıyor olsa da bir zamanların zengin sosyal ve kültürel yaşamının izlerini taşıyor halen" diye yarım yamalak düşünceler geçerken kafadan, Miki ve MeKaDe sabırsızlanıp, söylenmeye başlıyor. Biraz daha vakit geçirirsem beni yiyebilirler. Onları besleyecek  bir şeyler bulmak için gaza basıp ayrılıyoruz Balıkesirden.

Çağdaş sanatın  ışığı ile aydınlanın ama, Kervansaray Oteli’nin laneti her daim üzerinizde olsun.
BvP .
Fotoğraflar BvP 

Birol, G. 2009. “Cumhuriyet Dönemi Modern Mimarlık Pratiğinin Balıkesir’deki İzleri”, Cumhuriyet'in Mimarlık Mirası Sempozyum Bildirileri Kitabı.  TMMOB Mimarlar Odası. Haziran 2011.

Nisan 27, 2012

Balıkesir Kervansaray Oteli

Kartpostal. Balıkesir Kervansaray (Vakıf) Oteli, 1970'ler ?
    
Şu kartpostaldaki zarif yapı artık yok. Daha doğrusu; Balıkesir’e ilişkin hemen her kartpostalın konusu olacak kadar kentin simgesi olarak benimsenen Kervansaray Oteli artık yok. Ocak 2006’da, “yazıktır, günahtır, kültür şeyidir; yıkılmasın, korunsun ” diye kıçını yırtan bir grup akil insana rağmen yıkıldı. Baktığı ufak ve bakımlı meydancığa sınır oluşturacak şekilde gevşek bir yay çizerek biçimlenmiş kütlesi ve yalın, dönem özelliklerini taşıyan modern cephesi, önündeki palmiyeler ile bu beş katlı ipe sapa gelir yapı çocukluğumda Ege’ye yapılan yolculukların önemli bir dekoruydu. Modern, temiz ve uygar olanın sadece İstanbul’da bulunduğundan emin çocuk aklımı hep karıştırırdı.

Kartpostal. Balıkesir Kervansaray (Vakıf) Oteli, 1980'ler.
Sıcak yaz günü kan ter içinde otomobilden inilir, otelin önündeki şık, gölgelik lokantanın beyaz masa örtüleri üzerine ters çevrili kalın porselen tabaklar konmuş masalarına oturulurdu[1]. Garsonlar nazik, yemekler lezzetli, içecekler soğuk, ortalık temizdi. 2002 veya 2003’de, Soma’da girilen lüzumsuz bir ihale sonrası türlü dümenler çevirip, kapağı Balıkesir’e atmıştım. Sırf bir gece kalıp, lokantası hayalimde kaldığı gibi mi diye bakmak için. Evet; odalar bir parça köhneydi filan ama, lokanta ve stil hala oradaydı işte. Yemekler lezzetli miydi? Hatırlamıyorum. Zaten bu da, tanıtılan yerlerden kim bilir hangi kıyaklar denklenerek edilen bir “Anadolu’da Unutulan Lezzetler”, “Batı Anadolu’nun En İyi Bilmemkaç Şehir Lokantası” yazısı değil. Çok boyutlu kültürel zenginliğinin nerelerde aranması gerektiğinin farkında olmayan zavallı Batı Anadolu kentinin hasbelkader sahip olduğu, ama kıymetini bilemediği bir 20. Yüzyıl mimarlık yapısını anlatıyoruz burada. Acıklı ve pis bir hikaye yani…

Yapı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Mimarlar Affan Kırımlı – Muhteşem Giray’a sipariş ediliyor [2], [3]. 1952-1953 yıllarında tamamlanan ilk projeye inşaat sırasında olasılıkla, “ulan, az oldu bu oda sayısı filan şimdi” dendiği için; bir oda katı daha ilave edilip, girişteki gazino-lokanta katı ile kat sayısı dörde, toplam oda sayısı da 66ya çıkarılıyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü çalışanlarının bu gönül zenginliğine rağmen, kiralayanı olmadığı için, Otel 1965 yılına kadar boş kalmış [4].

Bursa-İzmir, ya da daha geniş tanımı ile, İstanbul-İzmir yolu üzerinde yer alışı onu kolayca bir kent simgesine, kentin eli yüzü düzgün saçları taralı temiz çocuğuna dönüştürüyor. Dolayısıyla, kentle ilgili kartpostallarda başrol oyunculuğu, kent kimliğinin sürekli bir simgesi oluşu boşuna değil. E, ulan hakkaten de güzel bir yapı işte. Daha ne ister ki bi kent?
Bindokuzyüzelliler, altmışlar ile ilgili her belgeselde adı geçen, dönem filmlerinin hepsine dekor, kentin gözbebeği bir mücevher. Yazları yapılan, dönem temalı şık, züppe düğünler için taa bi önceki kıştan rezervasyon yaptırmak gerekli… [5] Kışın da, Fiyakalı Amerikan üniversiteleri 50’lerin modern mimari seminer ve “workshop” ları için sırada… Her yıl bir süreliğine bakıma alınıp, orası burası bin bir özenle küçük tamirler görüyor… Ne güzel olur-du değil mi? Oysa bugün tüm geriye kalan, geniş bir yay oluşturacak şekilde dikili altı-yedi adet palmiye ve kişiliksiz bir park…
 
 
Yapının Bitimine ait bir fotoğraf: Kullanım süresi boyunca bazı değişiklikler de yapılmış olduğu seziliyor. Örneğin,mimarları tarafından hazırlanmış yapı ile ilgili dergi yazısında “Otelin pencerelerinin cephe dış sathından çok içeri almışı, gerek güneş, gerekse yapıya ulâstik (plastik olacak) bir tesir vermek için düşünülmüş” olduğuna vurgu yapılsa da, yetmişlerdeki fotoğraflarda odalar dışa doğru genişletilip bu pencereler dış cepheye yaklaştırılmış gibi.

***

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün internet sayfasında kültürel zenginliği nelerin oluşturması gerektiği ve kent kimliğine ilişkin algı konusunda, net bir fikir veren ışıl ışıl bir bölüm var: Yapmadan Dönme!

Diyelim; çoluk çombalak bindik arabaya, gittik Balıkesir’e. Gezdik tozduk, dönüyoruz. Tam çıktık kentten, bir aklımıza geliyor ki; ne höşmerim tatlısını yemişiz, ne kolonya almışız ne de süt ve et ürünleri var bagajda…Ulan, sktir et höşmerim tatlısını, Sındırgı’ya gidip bir Yağcı Bedir (İl Kültür Müdürü böyle yazmayı münasip görmüş; “Yağcı Bedir” halıları… Ayrı ayrı. Ad ve soyadı ya da lakabı gibi) halısı bile almamışız! “tanımladığı meydanla birlikte 60 yıl önceki planlı imar kültürümüzün ve 20. yüzyıl mimarlık sanatımızın bir yansıması idi ama yıktılar o güzelim Kervansaray Oteli” geyiği yapacak yüz olur mu insanda hiç?

Devleti (İl Kültür Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı) ve kentte yaşayanları temsil eden en kapsamlı kurumun (yıkım işini kotaran da, Balıkesir Belediyesi) bir kenti yeniden yaratmaya yönelik planı (ya da ağızlara sakız, sevilen tabirle: “vizyonu”), mevcudu yıkıp yerine inşa etmekten ibaret. Toplumsal belleğin sürekliliği, bunu sağlayabilmek ve teşvik etmek için kentsel kaynakları tarumar etmemek, korumak gibi “entel dantel” laflar anlamsız, fazla karmaşık. Bi önemi de yok.

Önemli olan; “icraat” ve “eser”… Yıkalım ki her şeyi, hiçbir şey önceki yılda olduğu gibi olmasın, olmasın ki; nasıl göçebeyiz, derbederiz, öncekilerin aklına, beğenisine değer vermeyiz unutmayalım. Haydi! Taş üstünde taş kalmasın. Ve icraat ve eser ve kentsel dönüşüm vaktidir.

Selametle.

BvP.

Edited By Miki.

Kartpostallar : BvP koleksiyon, diğerleri: adı geçen makale.
.....................................
[1] Yapı boyunca yetmiş metre devam eden beş metre enindeki bu saçak altının yapının önemli bir ögesi olduğunu ve kütleye kazandırdığı zenginliğin farkına taaaa 80’lerin ortalarında, üniversitede okurken varacaktım. Mimarlık öğrencisi bile olsan, kimse sana bu tür şeyleri öğretmez, öğretmek için çaba da göstermez. Merak ediyorsan arar bulursun. Ama en azından ben öğrenciyken böyle şeyleri bilen, bilmese bile araştırmaya teşvik eden eğitmenlerim vardı.

[2] Özellikle 1960’larda Rasyonel – Uluslararası uslupta çok miktarda proje üreten ikilinin yapıları hakkında da bir yazı yazılabilir.

[3] Yıkıma ilişkin bir yazının yer aldığı Mimarlar Odası yayını “Mimarlık” dergisinde, “Kervansaray Oteli’nin mimari projesi 1955 yılında yapılan proje yarışmasını kazanan Muhteşem Giray ve Affan Kırımlı’ya aittir” deniyor. Oysa Arkitekt Dergisinin 1965 yılına ait 318. Sayısında projenin elde ediliş tarzı ve yapım yılı net olarak belirtilmiş. Yazıyı yazan kişiler de yapının mimarları… Şurada da, inşaatın başlayışı 26 Ekim 1956 olarak – üstelik temeli atanın adı bile zikredilerek- gösteriliyor! Bir tuhaflık, acayiplik var ama nerde? Bilen olup ta beni aydınlatırsa sevinirim.

[4] Balıkesir Vakıf Oteli. Muhteşem Giray G.S.A, Affan Kırımlı. ARKİTEKT Cilt: 1965 Sayı: 1965-01 (318) Sayfa: 27-28

[5] Ama zaten sizin o küçücük aklınız, yetersiz dünya görüşünüz anca, “kır düğünü” nü keşfetti. Belki bi yirmi yıl sonra….